Kömürlü Yaşam

TÜRKİYE’DE KÖMÜR YATIRIMLARINDA İNSAN HAKLARI İHLALLERİ: SAHA ARAŞTIRMASI YÖNETİCİ ÖZETİ

İZMİR ÇANAKKALE HATAY KÜTAHYA
  • Ilıpınar Köyü
  • Kozbeyli Köyü
  • Foça
  • Yenifoça
  • Horozgediği Köyü
  • Durali Köyü
  • Yayaköy
  • Hurmaköy
  • Kulfal Köyü
  • Bayramiç
  • İskenderun
  • Sarıseki
  • Arsuz
  • Elmacık Köyü
  • Arslanlı
  • Seyitömer
  • Elmacık
  • Kınık
  • Kızık
  • Ağızören
  • Seydiköy

Çalışma Grubu

  • Kadın: 4
  • Erkek: 26
  • Toplam: 30

Çalışma Grubu

  • Kadın: 6
  • Erkek: 18
  • Toplam: 24

Çalışma Grubu

  • Kadın: 7
  • Erkek: 15
  • Toplam: 22

Çalışma Grubu

  • Kadın: 11
  • Erkek: 21
  • Toplam: 32

Araştırmanın Doğası

Araştırmalar, Seyitömer, İskenderun, Aliağa,  ve Çanakkale’de termik santraller çevresinde bulunan toplam  22 yerleşim yerinde (köy ve ilçede) gerçekleştirilmiştir. Kömür yatırımlarından insan hakları ihlallerini ortaya çıkarılması için öncelikle var olan durumlarda tarihsel bir perspektife ihtiyaç duyulmuştur. Bölgede ilk termik santrallerin kurulduğu yıllardan başlayarak, 2015 yılına kadar geçen süre içerinde ortaya çıkan insan hakları ihlallerini ortaya çıkarmak hedeflenmiştir.

 

Bu bağlamda araştırma nitel araştırma desenlerinden etnografya ile desenlenmiştir. “Etnografik araştırmada amaç, grup üyeleriyle doğrudan ilişki kurmak ve grubun kültürel yapılarını ve bu yapıları oluşturan davranış ve deneyimleri açıklamaktır. Bu tür araştırmada, bireyleri ve ilişkili başka insanları gözlemleyerek ya da onlarla görüşme yaparak onların günlük deneyimlerini belgeleme ya da tasvir etme üzerinde durulur” (Büyüköztürk, 2012: 18). Araştırmada etnografyanın desen olarak seçilmesinin bir başka nedeni de çalışma gurubuna dair ayrıntılı ve derinlemesine veriler elde etmektir. “Etnografya ile araştırma yapan bir araştırmacının çalıştığı kültürü ve bu kültürün birey ya da gruplar üzerindeki etkilerini ayrıntılı ve derinlemesine anlayabilmesi için alanda uzun zaman kalması ve yoğun bir veri toplama süreci içine girmesi gere­kir” (Yıldırım ve Şimşek, 2013: 77).  Böylelikle bölgelerde, yerelde yaşayan insanların deneyimleri üzerinden kömür yatırımlarında insan hakları ihlalleri ortaya çıkartılmıştır.

İZMİR ÇANAKKALE HATAY KÜTAHYA
  • Ilıpınar Köyü
  • Kozbeyli Köyü
  • Foça
  • Yenifoça
  • Horozgediği Köyü
  • Durali Köyü
  • Yayaköy
  • Hurmaköy
  • Kulfal Köyü
  • Bayramiç
  • İskenderun
  • Sarıseki
  • Arsuz
  • Elmacık Köyü
  • Arslanlı
  • Seyitömer
  • Elmacık
  • Kınık
  • Kızık
  • Ağızören
  • Seydiköy

Çalışma Grubu

  • Kadın: 4
  • Erkek: 26
  • Toplam: 30

Çalışma Grubu

  • Kadın: 6
  • Erkek: 18
  • Toplam: 24

Çalışma Grubu

  • Kadın: 7
  • Erkek: 15
  • Toplam: 22

Çalışma Grubu

  • Kadın: 11
  • Erkek: 21
  • Toplam: 32
Tablo 1: Saha Araştırmaları Dağılım Detayı

Çalışma Grubu

 

Araştırmanın çalışma grubu, probleme taraf olabilecek bireylerin maksimum derecede çeşitlilik sağlaması göz önünde bulundurularak nitel araştırmada sık olarak kullanılan amaçlı örnekleme yöntemlerinden olan maksimum çeşitlilik örneklemesine göre oluşturulmuştur. Çalışma grubundaki bireyler, termik santrale yakın 22 köy ve ilçede  yaşayan bireylerden oluşmaktadır. Çalışma grubunda 80 erkek ve 28 kadın yer almaktadır.

 

Veri Toplama Araçları

 

Araştıramada mülakat ve odak grup mülakat veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Mülakatın tercih edilme sebebi; “mülakat yapılan kişilerin dünyayı nasıl gördüklerini anlamak, kullandıkları terminoloji ve yargıları öğrenmek ve kişisel bakış açılarının ve deneyimlerinin karmaşıklığını yakalayabilmektir ” (Patton,2014: 348).

 

Araştırmada mülakat çeşitlerinden sohbet mülakat ve mülakat kılavuzu yaklaşımı birlikte kullanılarak tüm katılımcılar ile ile birebir mülakat yapılmıştır.  “Sohbet mülakatı yaklaşımı, mülakat kılavuzu yaklaşımı içinde kullanılabilir. Bu birleştirme stratejisi araştırmacıya sonda yapma ve uygun durumlarda bazı konuları daha derinlemesine keşfetme esnekliği veya mülakat formu geliştirilirken öngörülmemiş yeni araştırma alanları ile ilgili sorular yöneltme fırsatı sunar” (Patton,2014: 347). Bu iki yaklaşımın bir arada kullanılması hem araştırmacıları mülakatın doğal akışı içinde yeni başlıklar altında soru sorabilmelerini sağlar hem de daha önceden belirlenen başlıklar altında araştırmacı sorularını mülakatı yaptığı kişilere yöneltir.

 

Araştırmada aynı zamanda  odak grup mülakatları da yapılmıştır. “Odak grup mülakatı küçük bir grup katılımcı ile belirli bir konu üzerine yapılan mülakattır. Herhangi bir çalışmada, çeşitli bakış açılarına ulaşmak ve ortaya çıkan örüntü ve desenin güvenirliğini artırmak için bir dizi farklı odak mülakatları yapılır” (Patton,2014: 385). Mülakatlarda bireylerin izni doğrultusunda ses kaydı yapılmıştır. Mülakat ve odak grup mülakatlarla bölgedeki bireylerin yaşadığı insan hakları ihlalleri ve bu ihlaller karşısında bireylerin hissettikleri kayıt altına alınmıştır.

 

Verilerin Analizi

 

Mülakat ve odak grup mülakatlarla elde edilen veriler, içerik analizi yoluyla tanımlanmıştır. “İçerik analizinde temel amaç, toplanan verileri açıklayabilmek kavramlara ve ilişkilere ulaşmaktır” (Yıldırım ve Şimşek, 2014:259). Ses kayıtları transkript edilmiştir. Veriler kodlanarak insan hakları ihlallerine dair temalar oluşturulmuş, ortaya çıkan bulgular tanımlanarak yorumlanmıştır.

 

Bulgular

 

Yapılan saha araştırması sonucunda elde edilen veriler mülkiyet hakkı, çalışma hakkı, sağlıklı çevrede yaşama hakkı ve bilgi edinme hakkı kategorilerinde kodlanmıştır.

 

Mülkiyet Hakkı

 

Herkes için olduğu gibi termik santral çevresinde yaşayan insanlar için de  en temel insan hakları ihlallerinden birisi bireylerin mülkiyet haklarıdır. Kömür yatırımı çerçevesinde bölgede yaşayan bireylerin mülkiyet hakları ihlal edilmektedir. Mülkiyet hakkı ihlalinin temel çerçevesini istimlak meselesi oluşturmaktadır. Katılımcılardan ÖXXX istimlaklarla insanların nasıl topraksızlaştırıldığını ve bu sürecin nasıl işlediğini şöyle ifade etmektedir.

 

“İnsanların toprak kaybı var. İşletme vatandaşın toprağını alıyor, zararına çoğu. Yani kamulaştırmada istimlak bedelinde hiçbir zaman o toprağın gerçek değeri verilmiyor. Ama şöyle oluyor devlet müesseseleri toprağını alıyor ama seni de işe alıyor çoçuğunu işe alıyor damadını işe alıyor vb. 1972’den sonra toplu pazarlığa oturduk. İstimlak olan köylerde istimlakın durumuna göre %30 mesela işveren 100 tane işçi alırsa otuz tane istimlaktan ötürü istimlak olan köyden alacak otuz da bizden alcak diye anlaştık. O zaman Seyitömer’den kaç bin metre kare toprak alındıysa ona göre Seyitömer’e 10 kişi, Aslanlı’ya 5 kişi,  Kükürt’e  üç kişi böyle böyle alınan işçiyi taksim ediyorduk biz o zaman. Şimdi kamulaştırma noktasında tabi bir mağduriyet doğuyor. Kamulaştırma yapılırken ben evimi, işte köylü olarak ahırımı, samanlığımı gel de ben sana bunu satayım demiyorum. Devlet olarak sen beni zorluyorsun. Zorluyorsun ama benim sadece o çürük binamı kamulaştırma olacak diye benim yıllardır tamirat yapamadığım binamı eski bina değerinde alıyorsun. Komisyon kuruyor. Komisyon kurup, geliyor ve senin tarlanı adam diyor bu fiyat. Adına anlaşma koymuş, anlaşmalı alıyorum diyor. Anlaşmalı istimlak ediyorum diyor belki kamuoyuna. Devlet diyor ki biz anlaşmalı olarak aldık fiyat koymuş diyor ki ben 2005’de zannedersem veya 2006’larda Aslanlı köyünde bir tarlamızı kamulaştırmaya girdi, 70 kuruş metresi.  Afedersiniz sigara o zaman üç lira idi. 6 m2 toprak vercem, bir paket sigara alacağım. Kıyasla artık 70 kuruş anlaşmalı istimlak yapıyor. Kabul ediyorsan 70 kuruşu kabul ediyorsun, kabul etmiyorsan o zaman mahkemeye gideceksin. Benim tarlam, dedemin tarlası halalarım var. İşte babam var. Babam ölmüş. Biz beşkardeşiz. Benim oradaki hissem cüzi bir rakam.  Ben bunu kaldırıp mahkemeye versem oradan alacağım para zaten mahkemeye gidecek, avukat parasına yetmeyecek.”

 

ÖXX’in aktardığı mülkiyet problemi, kömür yatırımlarında önceliğin bölgedeki insanların yerine, ilgili yatırımın yararına yapılacak olan düzenlemeleri içerdiği şeklinde ifade edilebilir. Bunun başka bir anlamı da kömür yatımlarında öncelik daima kömür yatırımlarının verimliliğidir. O bölgedeki insanların mülkiyet hakları göz ardı edilmektedir. İstimlak süreci bölgedeki bireylerin yaşamını olumsuz etkilemekte ve bu süreç ister istemez insanların topraklarını satmalarına neden olmaktadır. Sosyal yaşantının kömür yatırımlarından dolayı olumsuz etkilenmesi bölgedeki yaşayan insanların istimlakı tek kurtuluş yolu olarak görmelerine neden olmaktadır. Öğrenilmiş çaresizlik olarak ta nitelendirilebilecek bu durum kömür yatırımlarının sonuçları olarak ortaya çıkan sosyal yaşantının düzensizlikleriyle insanlara topraklarını satmaktan başka bir seçenek bırakmamaktadır.

 

Çalışma Hakkı

 

1982 anayasasının 49. Maddesi çalışma hakkını tanımlar. Bu maddeye göre “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir”. 2001 yılındaki düzenlemeyle de “Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır” şeklini almıştır.

 

Bölgede yapılan saha araştırması sonuçları kömür yatırımlarının temel insan haklarından olan çalışma hakkıyla çeliştiğini göstermektedir. Kömür yatırımı ile birlikte bölgede geçimini tarımla sağlayan bireylerin çalışma olanakları ellerinden alınmıştır. Katılımcılardan BXXX bölgede tarımsal üretimin nasıl ortadan kalktığını şöyle ifade etmektedir.

 

“Sebze meyveyi yapan yapıyor ama mesela işletmeden, santralden gelen suyla suluyorlar. Bizim bir sene bütün sebzelerimiz öldü. Gönderdikleri su yağlı su. İş makinelerinin atık suyu gibi bir şey yani. Yağ süzmüş sebzelerin üzerine hepsi ölmüşler. Onları koparttık tekrar diktik. İşletme suyu gönderiyor derken suyunuz işletmeden mi geliyor? İşletmenin içinden geliyor su. Kaynak orada içeride, su içeriden geliyor.”

 

Benzer biçimde katılımcılardan İXXX de kendi köyündeki değişimi şöyle aktarmaktadır.

 

“İşletme geldiğinde mesela bizim Kavakderesi’nde vişneliğimiz vardı. İşletme gelmeden tırların hepsini İstanbul’a gönderiyordum. İşletme geldikten sonra çiftçilik öldü, tarım öldü. Şimdi var mıdır sence orada bir şey. Hiçbir şey yoktur. Diken vardır.  Yaşayan bir yeri öldürmek yani. Diyorum ya İstanbul’dan  tırlarla sebze meyve giderdi. Kayatuzunun olduğu yer. Orada da bahçe yapıyorduk sağlı sollu. Nerede insan orada canlılık vardır.”

 

Diğer taraftan bölgede kömür yatırımları işçi hakları bağlamında önemli ihlalleri ortaya çıkartmaktadır. Özelleştirme sonrasında işçilerin toplu olarak işten çıkartılmaları bu bağlamda bölgede tarımın yerine istihdam olanağı olarak görülen termik santralin de bölge insanı için ortadan kalkması anlamı taşımaktadır.

 

Sağlıklı Çevrede Yaşama Hakkı

 

Bölgede yapılan saha araştırması sonuçları kömür yatırımlarının temel insan haklarından olan sağlıklı çevrede yaşama hakkını ihlal ettiği görülmektedir. Anayasa’nın 56. Maddesiyle sağlıklı çevrede yaşama bir hak olarak tanımlansa da  bölgelerdeki kömür yatırımı bireyleri sağlıklı çevrede yaşama hakkından mahrum bırakmaktadır. Sağlıklı çevrede yaşama hakkının olmayışının nedenleri arasında kömür yatırımlarının ürettiği ekolojik problemler gelmektedir.  Termik santrallerden çıkan küller sosyal hayatı olumsuz etkilemektedir ve gibi sağlık açısından da riskler üretmektedir.

 

Ayrıca atık kül bir diğer sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Santralde yakılan kömürden arta kalan kül dağda biriktirilmektedir. Biriken küller havaya karıştığında yaşamı zorlaştırmaktadır.

 

Katılımcılardan LXXX kül dağından havaya karışan küllerin etkilerini şöyle aktarmıştır.

 

“Tarlaya giderdik biz. Kül kedisi gibi gelirdik akşam eve. Birbirimize bakar gülüşürdük. Bir gözlerimiz görünüyor bütün simsiyah geliriz. Evlerin önüne bastık mı iz çıkıyordu. En çok burayı etkiliyor.  Buraya bir şey verdikleri yok. Su buradan gidiyor. Külü biz yutuyoruz.”

 

Termik santrallerin, yerelde yaşayan insanlar açısından sağlık sorunları ürettiği yapılan saha çalışmasında katılımcılar tarafından dile getirilmiştir. Sağlık sorunlarının ortaya çıkışında termik santralde kullanılan suyun, içme suyuna karışması önemli riskler oluşturmaktadır.

 

İşletmenin içinden geliyor su. Kaynak orada içeride, su içeriden geliyor. Size kullanılmış suyu mu gönderiyorlar? Yağ geliyor yani makinelerin yağı mı bilmiyorum. Her zaman olmuyor ama zaten gelen su da beyaz geliyor süt gibi. Evdeki sularımız bizim içilmiyor. Biz çeşmeden getiriyoruz içme suyumuzu. Neden içemiyorsunuz? Temiz çıkmadı içemiyoruz. İçmeye uygun değil yani. Peki bu sizin kanaatiniz mi yoksa bir test yapıldı mı?  6 ayda bir gelip sulardan numune alarak test yapıyorlar. Klor atılmazsa suların içine kullanılamaz. Kimyasal madde falan karışıyor mu karışmıyor mu bilmiyorum.”

 

Ayrıca termik santralin atık suyu tarımsal amaçlı kullanılmasından kaynaklı sağlık sorunları  ve atık külden kaynaklı sağlık sorunları yine katılımcılar tarafından dile getirilmiştir.

 

Sonuç

 

Yapılan saha araştırması sonucunda bölgedeki kömür yatırımının mülkiyet hakkı, çalışma hakkı, sağlıklı çevrede yaşama hakkı kategorilerinde insan hakları ihlallerini ortaya çıkardığı söylenebilir.  İlgili insan hakları ihlalleri temaları birbiriyle ilişkilidir. Bu kategoriler arasından farklı nedensellik ilişkileri kurmak mümkündür. Mülkiyet hakkının ihlali kategorisinde istimlak edilen toprakların sahipleri olarak köylüler işe alınmış, diğer taraftan onların çocukları termik santralinin özelleştirilmesinden sonra işten çıkartılmışlardır. Aynı bireyler bir taraftan kömür yatırımı yapılmadan önce tarımla uğraşıp, hayatlarını idame ettirirken, yatırım sonrası ellerindeki mevcut iş olanakları yerine santralde çalışmak ve/veya göç etmek zorunda kalmışlardır. Diğer taraftan kalkınma iktisadının ürettiği bilgi olarak kömür yatırımından doğan yatırım geliri, o bölge insanına harcanmamış tersine, istihdam vaad eden kömür yatırımı süreç içerisinde insanların yaşadığı toprakların ellerinden alınmasına sebep olmuştur. Bu haliyle bakıldığında ilgili araştırma çerçevesinde insanların temel yaşam hakları ihlal edilmiştir.

 

KAYNAKÇA

 

Büyüköztürk, Ş. (2012). Bilimsel Araştırma Yöntemleri, Ankara: Pegem Akademi Yayınları.

Patton, M. Q. (2014). Nitel Araştırma ve Değerlendirme Yöntemleri, Çev. Ed. Mesut Bütün ve Selçuk Beşir Demir,  Ankara: Pegem Akademi Yayınları.

Yıldırım. A. ve Şimşek, H. (2013). Sosyal bilimlerde nitel araştırma yöntemleri. (9. Baskı). Ankara: Seçkin Yayıncılık.